Politik film nedir, bir film nasıl politik olur, ya da bir film nasıl politik yapılır gibi sorulara sürekli dönüyor olsam da her yeni film bir başka açısını farklı biçimlerde berraklaştırıyor. Mesela O Agente Secreto, h er metin bağlama göre değişiyor olsa da, siyasi filmler ve alımlanma biçimleri, dünya düzenine dair bazı bilinen ama ifadesi zor bulunan şeyleri çok daha net biçimde ortaya koyuyor. O Agente Secreto, 1970'lerde Brezilya'daki askeri cunta döneminde, ülkenin görece refahı daha yüksek güneyinden kuzeyine gitmek durumunda kalan eski bir öğretim görevlisi Armando'nun, filmin ismine ironik biçimde 'gizli ajan' olarak yansıyan hikayesini anlatıyor. Ama Armando odağıyla bir ailenin ve o aile üzerinden de 1970'lerde dünyadaki siyasi değişimlerin hikayesini bir ülke üzerinden izliyoruz. Yani bir anlamda da Brezilya üzerinden coğrafi olmasa da siyasi anlamda birbirine yakınen komşuluk eden bir grup ülkenin ve dolayısıyla da dünyanın son 50 küsür yılına dai...
'Gözüm yaşarıyor, yüreğim kanıyor, olmasaydı sonumuz böyle' diye söylüyordu Ahmet Kaya, Yusuf Hayaloğlu'nun dizelerini. Amerikan komünistlerinin Bolşevik Devrimi sırasındaki deneyimini anlatan, bugünden bakınca 110 küsür yıl önceki tarihi gelişmeleri ve heyecanı 40 küsür yıl önce yakalamaya çalışan Reds için, devrim hayalleri kırılmış karakterlerine benzer bir yerden bakan bir film diyebilir miyiz, bilmiyorum. Yönetmen, ortak-senarist ve filmin yıldızı Warren Beatty'nin, Soğuk Savaş'ın en sert dönemlerinde, seçildikten kısa sonra Reagan'ın Beyaz Saray'ında filmin gösterimini yapması elbette filme ironik bir yaklaşımı davet ediyor. Ama Reds baştan sona anormal bir film: Spielberg'in Jaws 'ı ve Lucas'ın Star Wars 'ı sonrası Yeni Hollywood sinemasının resmen öldüğü bir dönemde, Beatty'nin yaratıcı vizyonuna Paramount'un 30 küsür milyon yatırım yaptığı ve bir aşk hikayesinin ekseninde de olsa farklı bir dünya hayalini kurma cesaretinde ...