
Politik film nedir, bir film nasıl politik olur, ya da bir film nasıl politik yapılır gibi sorulara sürekli dönüyor olsam da her yeni film bir başka açısını farklı biçimlerde berraklaştırıyor. Mesela O Agente Secreto, her metin bağlama göre değişiyor olsa da, siyasi filmler ve alımlanma biçimleri, dünya düzenine dair bazı bilinen ama ifadesi zor bulunan şeyleri çok daha net biçimde ortaya koyuyor. O Agente Secreto, 1970'lerde Brezilya'daki askeri cunta döneminde, ülkenin görece refahı daha yüksek güneyinden kuzeyine gitmek durumunda kalan eski bir öğretim görevlisi Armando'nun, filmin ismine ironik biçimde 'gizli ajan' olarak yansıyan hikayesini anlatıyor. Ama Armando odağıyla bir ailenin ve o aile üzerinden de 1970'lerde dünyadaki siyasi değişimlerin hikayesini bir ülke üzerinden izliyoruz. Yani bir anlamda da Brezilya üzerinden coğrafi olmasa da siyasi anlamda birbirine yakınen komşuluk eden bir grup ülkenin ve dolayısıyla da dünyanın son 50 küsür yılına dair bir hikaye Gizli Ajan.
Büyülü gerçekçilikle diyalogunu hiç koparmayan film, 1970'lerin Brezilya'sının tekinsizliğine ilk sahnesiyle izleyicisini bırakıyor. Armando'nun kuzeye giderken mola verdiği benzin istasyonunda ortalık yerdeki bir ceset ve o cesedi hiç umursamadan Armando'dan rüşvet koparmaya çalışan polislerle tanışarak ülkenin sosyal ortamına dair bilmemiz gerekenlerin farkındalığıyla açılıyor. Film eleştirmenliğinden gelme yönetmen ve senarist Kleber Mendonça Filho, ilk sahnesinden son sahnesine kadar adeta bir müze tasarlıyor bu anlamda. Yalnızca Brezilya'nın sosyopolitik ortamını izleyicinin solumasını sağlarken, tarihsel kurmacayı bir anlamda umudun, kavganın, direnişin, mümkünlük sınırlarının ve nihayet vazgeçiş ile umutsuzluğun müzesine dönüştürüyor. Kamera zaman zaman izleyicinin ilgisini görece didaktik şeylere çekiyor, zaman zaman da kendi kurmacalığına işaret edercesine kurmacanın sorumluluklarını ve sınırlarını hatırlatıyor. Mesela, Armando'nun peşindeki kiralık katiller kendilerine rehberlik eden polis arkadaşlarının arabasını görünce büyülenirken bir kesmeyle aracın markasını yansıtıyor Filho: askeri darbe altındaki Brezilya'daki ihtişamlı ithal kamu aracından, 24 Ocak Kararlarının uygulanmasını sağlayan Türkiye'de 12 Eylül Darbesine giden hatlar buralarda kendisini gösteriyor. Filmin temel çatışmasının, Armando'nun akademik araştırmasını kamu yararı mı özel çıkarlar doğrultusunda mı şekillendirmesine dair kararına dayandığını düşününce, elbette 1970'lerden itibaren dünyanın dönüşümünü belirleyen bu hatlar da hikayenin arka planında fazlasıyla belirginleşiyor.

Politik bir eylem olarak film yapmayı veya bir filmi siyaseten doğru biçimde yapmayı bir kenara bırakarak yalnızca siyasi bir film yapmanın etiğine odaklanırsak, Gizli Ajan'ın merkez ülkelerdeki ana akım tarafından tam anlaşılamamasını da açıklayan hikaye kurgusu ön plana çıkıyor. Filmi sürükleyen anlatı mekanizması, Armando'ya yardım eden bir grubun temsilcileriyle olan ses kayıtlarına dayanıyor. Tarihsel hikayenin günümüze uzanan bu tarafı ucuz bir numara olmanın ötesinde, böyle bir hikayeyi anlatırken kişileri, olayları veya yalnızca bir dönemi sansasyonelize etmekten kaçınmanın bir yoluna dönüşüyor. Çünkü film bu anlatı mekanizmasıyla film hem o günlerin dünyasından bugüne bir çizgi çekip Armando'nun oğlunun bu olaylarla olan ilişkisinin yakınlığına ve dolayısıyla da siyaseten ve toplumsal olarak artık mümkünlüklerin nasıl değiştiğine dair bir yorumda bulunuyor, hem de Armando'nun son anlarını kamerayla yansıtmaktan geri durmasına zemin hazırlıyor. Filho'nun bu şekilde kameranın sansasyonelize etmeye yatkınlığının önüne geçmesi, film formunun imkanlarına dair de bir şeyler gösteriyor. Gizli Ajan, her ne kadar Armando üzerinden bir ailenin hikayesini anlatıyor olsa da onları anlatılır kılan şey, askeri cunta dönemi Brezilyasına ve Brezilya aracılığıyla da dünyanın son 50 yılına, yani insanların bu dünyaya ve yaşamlarına dair pek bir şeyin değişmeyeceği kabulüne sürüklenişlerinin arka planına bir ışık tutuyor olması. Bu durumda hikayenin Armando'yla başlayıp bitmemesi, en azından filmin bize nihai bir 'son' vermemesi gerekiyor çünkü 'anlatılan senin hikayen'se eğer, o zaman Armando üzerinden de bir kaçışa, sansasyonel bir 'eğlence'ye, gösteri dünyasına davet edilmemen gerekiyor. Bu noktada aynı yıl gösterime giren Paul Thomas Anderson'un One Battle After Another (Savaş Üstüne Savaş)'ı iyi bir karşıt örnek: Mesele gerçekten hikayenin doğal olarak içerdiği sosyopolitik gerçeklik mi yoksa karakterler eğlencelik bir janr filmi yapmak için yalnızca birer avatar mı? Amacım çiğ bir karşılaştırma değil, o yüzden soru böylece kalsın.
Gizli Ajan, bir darbe dönemi anlatısında bile hiçbir şekilde komüniteyi bir kenara bırakmayan, izleyicisini 1970'lerin Brezilyasına götürmeyi başardığı ölçüde hikayesinin siyasi sorumluluğunu da asla unutmayan, hüzünlü ama kurmacalaştırmanın yani hikaye anlatıcılığının siyaseti açısından mücadeleden kaçmayan bir film.
Comments
Post a Comment